KADİR HAS UNI.      |      MEDİST      |      CEBIT

 

16.Subat.2007  Mustafa ONARAN tarafından sorulan sorular ve cevapları.

Ataman Bey sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Deniz Harp Okulu mezunuyum. 1976-78 yıllarında ABD’de yüksek lisans eğitimi yaptım. Gölcük’teki Bilgi İşlem Merkezinde 5 yıl çalıştıktan sonra istifa ederek sivil hayata geçtim. Sivil hayattaki ilk işim Şişecam’da oldu. İlk görev aldığım proje Şişecam’ın kullandığı özel sistemlerin “açık sistem”e geçirilmesiydi. Veritabanı olarak da Oracle seçildi ve kuruldu. O zaman, Oracle henüz kendisi Türkiye’de değildi. Şişecam Oracle’ın Türkiye’deki ilk kurumsal kullanıcılarından birisi oldu.

Sizi bilişim sektörünün sivil toplum kuruluşlarından tanıyoruz. Bu alandaki çalışmalarınızı anlatabilir misiniz?

Unix Kullanıcılar Derneği (TRUUG) kurucu Yönetim Kurulu üyesiyim ve bir dönem de  başkanlığını yaptım. Bu derneğin adı sonra Açık Sistem Kullanıcıları Derneği, son olarak da İnternet Teknolojileri Derneği oldu ve bu adla devam ediyor.  Aynı zamanda TBD, YASAD ve TÜBİDER üyesiyim. Türkiye’de dernekçilik farklı yapılıyor. Bizim ülkemizde insanlar derneklere daha çok ne elde ederim diyerek gidiyor. Benim anlayışıma göre dernekler insanların bir araya gelerek birbirleri ile temas ettikler ortamlar olmalıdır. Örneğin, benim başkan yardımcısı olduğum TÜBİDER çok demokratik olarak yönetilir. Başkanlık sultası yoktur. Bu dernekte Türk bilişim sektörüne çok yararlı çalışmalar yapıldığını düşünüyorum. Bilişim Sivil Toplum Kuruluşlarına (STK) ilaveten Meslek Birliği kurulmasına ihtiyaç var.   Bildiğiniz üzere MB devlet tarafından tanınan yarı resmi bir kuruluştur. TÜBİSAD destekli  meslek birliği BİYEM  kurulurken, bu sırada  TÜBİDER destekli  YESAM adında ayrı bir  MB kuruldu. Ancak, iki MBnin  sinerjimizi böleceğinden,  ta başından beri bunları birleştirme için çaba harcamaya başladık. Bildiğiniz üzere yakın zamanda BİYEM ve YESAM meslek birlikleri, BİYESAM ismi altında birleştiler. BİYESAM Meslek Birliğinin 17.Şubat.2007 de yapılan  ilk genel kurulunda Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim ve çalışmalarımıza devam ediyoruz.

 Şirketinize dönersek, Naryaz nasıl kuruldu?

Bizim kuruluşumuz bir proje temeli üzerinde oldu. Naryaz 1986 yılında ilk olarak oto kiralama yazılımı gerçekleştirmeye başladı. Şu anda oto kiralama yazılımında Türkiye’de bir numarayız diyebilirim. Biz, artık bu sektörde faaliyet gösteren firmaların bir nevi sırdaşı, bilgi işlem kadrosu gibi çalışıyoruz, diyebilirim. Bu sektörde çalışan herkes birbirini tanır. Firmalar, biraz da birbirinden bölünerek çoğaldığından bizim programı bir firmada kullananlar başka bir firmaya geçtiğinde veya yeni bir şirket kurduğunda bu programı arıyor. O nedenle yeni müşteri bulmakta da zorlanmıyoruz.

 Yazılım geliştirme işinin kendine has özellikleri sizce nelerdir?

Yazılım geliştiriyorsanız sürekli yenilikle uğraşıyorsunuz. Teknoloji değişiyor, istekler, ihtiyaçlar değişiyor, mevzuat değişiyor. Bu nedenle projelerimiz devamlı gelişme halindedir. Yaptığımız her iş sağlam bilgi birikimi gerektiriyor. Örneğin, 1992’de başladığımız sağlık projesi var. Ben, konunun  içinde olmak adına Marmara Üniversitesi Yüksek lisans ve doktora öğrencilerine Hastane Otomasyonu dersi de veriyorum.  Ayrıca Kadir Has Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliğinde kısmı zamanlı öğretim üyesi olarak, mühendislik dersleri yanında,  piyasa tecrübelerimizi de  gençlere aktarıyoruz.

 Proje bazlı yazılım geliştirmenin farkları neler?

Bir yazılım projesinin %20-25 civarındaki bölümü analiz, %10-15’lik bölümü kodlama, %60’ı ise hayata geçirildikten sonra yapılan geliştirme ve bakım işleridir. Biz yeni müşterilerimize yalnızca yazılım satmıyoruz. Onlara “know-how” aktarımı da yapıyoruz. İşlerini nasıl yönetmeleri gerektiği konusunda bilgilendiriyoruz.

 Yazılım ürünlerinizin paket haline gelmesi konusunda neler diyeceksiniz?

Biz yıllardır oto kiralama ve hastane otomasyonu alanlarında çözümler sunuyoruz. Hala bu ürünlerimizi “paket” yapamadık. Yapmak da kolay değil. Çünkü, her müşterinin iş yönetim tarzı ve buna bağlı olarak da yazılımdan beklediği şeyler farklı oluyor. Örneğin, kimi yönetici yalnızca para kazanmayı ön planda tutarken, kimi de müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek istiyor. Özellikle, araç kiralama müşterilerimizin bazıları yazılımda kendilerine özel değişiklikler istiyorlar. Kendi know-how’unu içeren bu değişikliklerin başkasına verilmemesini de şart koşuyorlar. Aslına bakarsanız yazılımcıların yaptığı işin tamamı ARGE. Biz de bu açıdan TÜBİTAK’a başvurduk ve ARGE desteği almaya başladık.  

 Siz farklı veritabanları üzerinde çözümler geliştiriyorsunuz. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Veritabanın konusunda Oracle markası çok biliniyor. Progress güçlü bir veritabanı. Veritabanı ile bütünleşik 4. kuşak geliştirme araçları da var. Ayrıca, Progress’de veritabanı bakımı da kolay, uzman gerektirmiyor. İlk başlarda Progress, Oracle’a göre fiyat bakımından çok avantajlıydı. Ancak zamanla bu aralık kapandı. Şu anda biz tercihi artık müşterilerimize bırakıyoruz. Çünkü bizim yazılımlarımız artık Java dili ile geliştiriliyor. Müşteriye soruyoruz, Oracle, Microsoft SQL, Progress, Postgre SQL hangisini isterse onun üzerinde çalıştırıyoruz. Öte yandan, Progress yalnızca veritabanı yapıyor. Bu açıdan çözüm ortaklarına rakip değil. Oysa, bazı veritabanı firmaları, örneğin  Microsoft uygulama yazılımı işine de girdiler ve doğrudan çözüm ortaklarına rakip olmaya başladılar. Örneğin, biz bir CRM çözümü geliştirdik. Aynı çözüm Microsoft’ta da var.

Sektöre yeni girmek isteyenlere önerileriniz?

Önce şirketi kurup daha sonra birşeyler yapmaya çalışanların başarı oranları son derece düşük oluyor. Önce hedef sektörü belirlemek ve iyi bir proje bulmak ve ardından şirket kurmak doğru bir yoldur. Veya, daha önce bir süre profesyonel olarak çalışılarak bilgi birikim yaratılabilir. Belirli bir konuya odaklanıp, o konuda uzmanlaşarak zaman içerisinde gelecek talebe göre projeleri geliştirmek lazım. Okuldan mezun olur olmaz birdenbire bir ERP yazılımı geliştireyim demek doğru bir hareket olmaz. Daha şirket işleyişlerini, üretimi, stoğu, muhasebeyi iyi bilmeden bir şey yapabilmek mümkün değildir. Boşuna uğraşmış olursunuz. Bizim gibi firmaları özellikle kriz zamanlarında yaşatan şey, bakım gelirleridir. İyi bir konu seçip ayakta kalmayı başardıktan sonra şirketler daha rahat yürüyebiliyorlar.Bazıları şöyle düşünebilir: çok iyi bilgisayar bilen 2-3 kişiyi bir araya getirelim, ben de  sermaye sağlayayım, bir yazılım geliştirip dünyaya satalım. Yok öyle bir şey. Önce “know-how” geliştirmek zorundasınız. Bu şekilde sizin şirketinizin kültürünü oluşturacaksınız. Bunlarla birlikte uygulama geliştireceksiniz.

 Yakın gelecekte müşterilerinize ne tür yenilikler sunacaksınız?

Araç kiralamada yazılımlarımızı internet üzerinden kiralamaya başlayacağız. Araç kiralama sektörü bu işe çok uygun. Çünkü müşterilerimizin ülkenin her yanında şubeleri var. Hatta  gerekirse evlerinden dahi kullanabilirler. Kiralama modeliyle, az aracı olan küçük şirketlere de açabileceğiz. Ancak, bu işte bir çekince de var. Şirketler bilgilerini başkalarının görmesini istemiyorlar.

Ataman YILDIRIM   www.naryaz.com.tr

 
Naryaz 2006