Naryaz Bilgisayar Yazılım Şirketi Genel Direktörü Ataman Yıldırım
"Hastane otomasyonu evlilik gibidir"
Hastaneler artık otomasyon sistemleri olmaksızın düşünülemiyor. Türkiye bu iş için geç almış olsa da bir hayli yol almış durumda. Son yıllarda sağlık kuruluşlarında adeta bir otomasyon devrimi yaşanıyor. Peki bu alanda yapılan işler ne kadar doğru? Ataman
Yıldırm'la hastane otomasyonlarının doğruları ve yanlışları üzerine konuştuk.
Saynur ÇETİNER (Hastane Dergisi -12.Sayı)
Hastane-Hospital News Dergisi: Hastane otamasyonu alanında Türkiye'de dünden bugüne hangi gelişmeler kaydedildi?
Ataman Yıldırım: Bilgisayar teknoloji olarak gelişiyor. İhtiyaçlar her geçen gün değişiyor. Teknolojiler geliştiği için bu teknolojiyi kullanmamız gerekiyor. Yakın geçmişten farklı olarak, bugün özellikle özel sektördeki büyük hastanelerde, bazı üniversite hastanelerinde ve devlet hastanelerinde ciddi yatırımlar var. Ama bu otomasyon atağı şu an beklenen düzeyde değil. Çünkü 50, 100 veya 200 tane terminali yerleştirmesine rağmen sistemi kullanamaz durumdaysa eğer o hastanede otomasyonun uygulandığı söylenemez. Bugün otomasyon denildiğinde görülen, para takibi, yapılan işlemlerin faturalandırması gibi muhasebe sistemleri ve tıbbi medikal kayıtların incelenmesi olayı var. Özellikle kamu kuruluşlarında ağırlıklı olarak bu sistemler var. Özel sektörde ise küçük hastaneler aynı durumda. Türkiye'de, hastanelerde olması gereken sistemlerin uygulanma oranı yüzde 10'lara kadar düşebilir.
HHN- Naryaz bilgisayar olarak neden hastaneleri tercih ettiniz?
Yıldırım- Sağlık sektörüne girerken hem sağlık hem kurum hizmetlerinde çalışıyoruz. İki sektörün de birbirine yakın tarafları var. Bir yerde hastane yazılımı otel işinin biraz değişik bir versiyonudur. 1988-89 senelerinde ilk olarak özel hastanelerle başladık. Daha kaliteli medikal ağırlığı olan projeler yapalım diye stratejik olarak bu sektörü seçtiğimizde baktık ki özel hastanelerin yaklaşımı bizden farklı. Daha sonra devlet hastaneleriyle devam ettik. Hastanelerin hem iyi hizmet vermesi için, hem de hastanenin kendi yatırımlarını yapması kendine yön vermesi için çok iyi bir yazılım sistemi olması lazım. Yazılım sistemi sadece yazılım programı koymakla olmuyor.
HHN- Yazılım sistemiyle neyi kastediyorsunuz?
Yıldırım- Yazılım sistemi bir piramit gibidir. En aşağıya çok yoğun bilgi girişi olması lazım. Bu bilgilerin de merkezi olarak bir yerde toplanması, kademe kademe kullanıcılara göre, yöneticilere göre bunların alınması en üst düzeyde de bütün hastaneye baktığınız zaman bilgileri görebilmeniz lazım. Dolayısıyla böyle bir sistem kurulduğunda yönetim hastaneyi iyi yönetebilir. Hem mali hem de medikal yönden. Bunun için çok iyi bir yazılım sistemi ve çok iyi bir bilgisayar sistemi olması lazım. Yani sistem olmadan işlemleri yürütmek mümkün değil.
HHN- Sağlık kuruluşlarımızdaki mevcut otomasyon sistemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yıldırım- Bugün hastanelerin maliye, muhasebe işlemlerinin artık büyük ölçüde otomasyonla sağlandığı söylenebilir. Hastanelerin maliyetlerine tıbbi olaylar bakımından ve karar destek sistemi açısından baktığımızda bilgisayar sistemi mutlaka gerekir. Hastanenin en alt bölümünde yapılan işlemler hastalarla ilgili, satın alması, giriş-çıkışı, masrafları gibi bütün olayların entegre olarak bir sisteme girmesi lazım. Ancak mevcut uygulamalarda bu sistemin giriş tarafı her birime dağılmış. Oysa bilginin üretilmesi sırasında, üretildikten sonra birileri tarafından kullanılması değil önemli olan. Önce orta kademede yöneticiler bu bilgilere ulaşabilecekler. En üst kademedeki yöneticiler de daha özet bilgilere, bir problem olursa bütün bilgiye ulaşabilmeli. Hastanenin gidişatını, hangi yöne gittiğini, şu andaki yönetimde ne gibi sorunlar olduğunu, hangi yönde problem bulunduğunu görüp bunlara göre önlem alabilmeliler. Türkiye'de en sık yapılan hata, kullanıcıların bir sistem alıp yıllar boyunca bir daha hiç harcama yapmak istememeleri. Bu nedenle bir seferde bütün bilgisayarlar alınıyor ve hastanenin bütün birimleri otomasyona geçiyor. Oysa gerek bilgisayar gerekse otomasyon sistemleri ve yazılımları sürekli yenileniyor. Bilgisayar teknolojisi her geçen gün yenilendiği için dolar bazında ucuzluyor.
HHN- Sizce doğru olan yatırım şekli nedir?
Yıldırım- Teknoloji sık sık değiştiği için alacağınız bilgisayarın donanım ve yatırımını üç yıl kullanacağınızı düşüneceksiniz. Üç yıllık bilgisayarı da şöyle alacaksınız. Birinci yıl alıp kullanacaksınız, birinci yılın sonunda bir genişleme olacak bir daha yeni donanım alacaksınız. İkisini beraber kullanacaksınız. Üçüncü yılda bir donanım daha alacaksınız, üç yıl sonunda siz kurduğunuz donanımı kullanırsınız. Dördüncü yıla geçerken ilk birinci yıldakini çıkarıp yenilerini alacaksınız.
Her yıl kurduğunuz donanımın yüzde 30'unu değiştirerek bu şekilde devam edeceksiniz. Bütün yatırımı bir defada yaparsanız, bu sene diyelim elli bin dolarlık bir bilgisayar aldık. Seneye bu bilgisayarları yirmibin dolara alabilirsiniz. Ellibin dolarlık yatırımınızın tamanı zaten ilk dönemlerde tam kapasiteli çalışmayacaktır, kullanmadığınız bu bilgisayarlardan otuz bin dolar zarar edersiniz. Donanıma büyük yatırımlar yapmayın. Yatırımlarınızı bir yıllık zaman dilimleri halinde yatırımınızı yapın. Üç yıl veya beş yıl kullanabilirsiniz. Ama kullandıkça bunun maliyeti artıyor, bakımı tamiratı artıyor. PC bilgisayarları örnek verirsek eski bilgisayarlara yeni programlar ekleyip , yükselteyim denildiği zaman yükseltme maliyetine yeni bilgisayar alınabiliyor. Bilgisayarları alırken kısa vadeli düşünmek lazım bu çok önemli. Aldığınız yazılımlarda proje bazında uygulama, canlılık, devamlı destekle değiştirilmesi lazım. Kanunlar değişiyor, yöneticinin fikirleri değişiyor, bakış açısı değişiyor, görmek istediği bilgiler değişiyor buna göre sistemi değiştirilmesi gerekiyor. Kullandığınız yazılımlar teknolojinin gelişimine paralel olarak donanımlar değişiyor. Örneğin, üç sene evvel yapılmış programlarda e-maille ilgili bağlantılar yoksa, sizin girdiğiniz bilgileri otomatik atamıyorsa bu programı kullanamıyorsunuz. Yeni program almak zorundasınız. Kullanabilirsiniz ama teknolojiden geri kalmış olursunuz, başkaları sizi aşmış olur. Hastaneyle çalışılmaya başlandığı zaman bu hayat boyu işbirliği gibi bir şey olacak. Bu çok önemli, hatta ben bunu evlilik olarak düşünüyorum.
HHN-Hastanenin işleyiş ve yönetim tarzını bilmeyen kişiler hastane otomasyonunda başarılı olabilirler mi?
Yıldırım- Bu olay sadece hastane veya sadece bilgisayar işini bilmekle olmuyor her ikisini birden bilmek gerekiyor.Bu iki özelliği birlikte bulunduran kişileri bulmak ayrı bir sorun. Bazı şirketler kadrolarında doktor da bulunduruyorlar. Biz kendi kadromuzda doktor bulundurmuyoruz ama hastanelerle müşterek çalışıyoruz. Bu projeleri doktorlarla beraber, hastane yöneticileriyle ve personelle beraber yürütüyoruz. Tıp Bilişim Derneği'nin kongresinde de bu konu tartışıldı. Toplantıda, tıp eğitimi görmüş elemanlarımızın bilgisayar eğitimi verdiğimiz zaman, bu şekilde elemanlarımız başarılı oluyor dendi. İngiltere'de ve Amerika'da bu şekilde eğitimler düşünülmüş. Üniversitelerde bu konuda eğitim veren belirli departmanlar kurulmuş ve çalışmalar yapılmış. Ancak bundun 15-20 sene evvel başlayan çalışmaların pek başarılı olmadığı görülmüş ve bu uygulamadan vazgeçilmiştir.
HHN- Bir süre önce Sağlık Bakanlığı hastaneler için bir donanım ihalesi açtı. İhale sürecine itirazlarınız olmuştu, özetle anlatır mısınız?
Yıldırım- Şirket olarak bu olayın, yazılım tarafıyla ilgileniyoruz, donanım olayıyla başka şirketler ilgileniyor. Sağlık Bakanlığı, Türkiye'de sadece üç büyük firma tarafından satılabilen belirli makineleri öneriyor. Donanım ihalesi için Sağlık Bakanlığı'nın böyle bir bütçesi yok. Firmalarla anlaşarak belirlediği markayı seçerek, her bir hastanenin döner sermayelerden bu makineyi almalarını isteyecek. Dolayısıyla her bir hastanenin tek tek ihaleye girmesi lazım. Sağlık Bakanlığı bu işin bilincinde değil. Bu işin başındaki kişiler, profesyonel bilgisayar eğitimi almış kişiler değil. Donanım işinde de ihaleye çıkarken özellikle server bakımından belirli özellikleri vermesi yanlış. Bunun serbest bırakılması lazım. Bakanlığın genel olarak ihtiyacı tarif etmesi ve "herkes kendi istediği yazılımı-donanımı alsın" demesi lazım. Sadece format standardı getirilmesi yeterlidir. Yani hastaneler arasındaki bilgi akışıyla ilgili standartlarını koyabilir. Bu standartları Türkçeleştirip kullanıcıya dağıtırsa ve bu tip olayları yapıp yerleştirirse sağlık sektörü belli bir düzene girer. Bir çok derneğin düzenlediği toplantılara Sağlık Bakanlığı katılmıyor veya katılmak istemiyor. Halbuki bu konuda müşterek çalışmamız gerekiyor. Bu konuda tüm firmaları bir araya getirip neler yapabiliriz diye düşünmemiz lazım.
HHN- İhale sürecinde haksız rekabetten söz etmiştiniz?
Yıldırım- Haksız rekabet şu; bakanlık "Benim yazılımım gelecek donanım olarak da şunları koyacağım, bunu benim şirketim yapacak" diyor. Ama ortada satın alma yok. Çünkü bakanlığın bu işlerden kurulu bir şirketi var. Dediğim olaylar resmi yazılarla olmuyor. Resmi olarak bakanlıktan böyle bir yazı gelmediği için şuç teşkil etmiyor. Kendi programlarını kuruyorlar, bazı donanımlar da getiriyorlar. Kopya bir program üstelik. Daha sonra aradan iki üç ay geçtikten sonra bu sistemin bakımını herhangi bir şirket yapabilirmiş gibi ihaleye çıkıyor hastane.
HHN- Bu konuda sizin bazı girişimleriniz de olmuş, Mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı şikayetleri dikkate alarak konuyu Başbakanlık gündemine götürme kararı almıştı. Daha sonra hangi gelişmeler yaşandı?
Yıldırım- Cumhurbaşkanlığı'nın müdahalesiyle ilgili gelişmelerin nasıl olduğunu izleyemedik. Ancak daha sonra İstanbul Bağımsız Milletvekili Nazire Karakuş tarafından Meclis'e soru önergesi verilmişti. Dolayısıyla bakanlığın sözlü ya da yazılı bir açıklama yapması gerekiyordu. Bu konudaki itirazımız sadece haksız rekabete değil, iş kapsamında yapılan yanlışlaraydı da aynı zamanda. Son olarak,
Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanı Suat Duranay daire başkanlığı görevinden istifa etti. İstifasıyla birlikte, Sağlık Bakanlığı Bilişim Derneği'nin kurduğu ve Duranay'ın kurucu ortakları arasında olduğu SB Bilişim AŞ.'nin de kapatıldığı bildirildi.
HHN- Hastane otomasyonu konusunda Türkiye ile gelişmiş ülkeleri karşılaştırdığınızda ümit veren bir gelecekten söz edilebilir mi?
Yıldırım- Sadece hastane olarak değil, bilgisayar sektörü genelinde baktığımızda Türkiye'nin çok büyük bir şansı var. Biz daha geç başladığımız için yeni teknolojiyle başlamış oluyoruz. Donanım olarak yeni teknoloji olmakla beraber en önemlisi yazılımdır. Çünkü donanımı kısa sürede geliştirebiliyorsunuz. Türkiye'de çok iyi yazılım yapan her sektöre göre yazılım yapan çok iyi firmalar var.
PORTRE
Ataman YILDIRIM
1950 İstanbul doğumlu, Deniz Lisesi ve Deniz Harbokulu 1969 mezunu olup, 1970-1971 Deniz İkmal Okulu, 1976-1978 ABD Naval Postgraduate School Bilgisayar Bilimleri dalından yüksek lisans almıştır. Gölcak Otomatik Bilgi İşlem Merkezinde çeşitli yazılım projelerinde görev yaptıktan sonra, 1984 yılında istifa ederek, yüzbaşı rütbesi ile Deniz Kuvvetleri'nden ayrılmıştır. Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları Sistem Otomasyon Uzmanı ve Toprak Holding Sistem Otomasyon Müdürü olarak görev yaptı. Halen kurucusu olduğu (1992) NARYAZ Bilgisayar'da Yönetim Kurulu Başkanıdır. Denizciler Dayanışma Derneği, Açık Sistem Kullanıcıları Derneği (kurucu), İnternet Kullanıcıları Derneği, Türkiye Bilişim Derneği, Tıp Bilişimi Derneği ve Sağlık Yöneticileri Derneği çalışmalarına aktif olarak katılmaktadır. Halen Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Meslek Yüksek Okullarında öğretim üyeliği yapmaktadır. Evli ve iki çocuklu olup, hobileri arasında yüzme, su sporları, kaptanlık, kültürel geziler, müzik ve bahçe düzenleme bulunmaktadır.
|
|